Bu roman benim ve hafızamın bir parçası-neredeyse ben buyum-ve şimdiye kadar yazdığım en önemli eser.
"Yasemin'e Dönüş", paramparça olmuş kahramanlarının zayıflık ve keder anlarında kayıp hayallerinden geriye kalanları geri almaya çalıştığı savaşın enkazı boyunca acı verici ve derin bir yolculuktur. Yasemin yaprakları rüzgarda dağılırken, soru yeniden ortaya çıkıyor: Umut, kanda boğulan bir ülkede yeniden çiçek açabilir mi? Bu roman sizi, her mektubun kendilerini keder ve yıkım denizinde arayan bir insanın hikayesini anlattığı ürpertici bir hikayeye dalmaya davet ediyor.
"Yasemin'e Dönüş" -çiçeğin solduğu ve yalnızca hafızanın dirençli durduğu, içinde devrim vaadini, ihanetin acısını ve geri dönüş umudunu taşıyan yer.
Bu roman sizi yıkılmış topraklarda bir yolculuğa çıkaracak, tek sesin harabeler arasında kalan anıların inlemesi olduğu yer. Orada, tozun geçmişi gizlediği yerde, bir zamanlar hayatın anlarına tanık olan yerlerden geçerek, onlara yavaşça veda ederek adım adım geri döneceksiniz. Yine de kalacak olan sessizliktir.
"Yasemin'e Dönüş" - hayallerinizin sonbahar yaprakları gibi düştüğü, acı dolu yollarda yürüdüğünüz-ama onların ötesinde artık üzüntü yok. Sadece bir halkın hikayesini anlatan derin bir sessizlik.